Kalp Hastalıkları ve Genetik Tarama: Kimlere, Ne Zaman ve Neden Yapılmalı?
Doç. Dr. Sezen Bağlan Uzunget
Kardiyoloji Uzmanı
Kalp Hastalıkları Kalıtsal Olabilir mi?
Kalp ve damar hastalıklarının bir bölümü genetik özelliklerle ilişkilidir.
Hipertansiyon ve koroner arter hastalığı gibi yaygın hastalıklarda genetik yatkınlık, beslenme, sigara, diyabet ve diğer çevresel faktörlerle birlikte rol oynar.
Buna karşılık bazı kardiyomiyopatiler, kalıtsal ritim bozuklukları ve aort hastalıklarında belirli genlerdeki hastalıkla ilişkili değişiklikler önemli bir neden olabilir.
Bu hastalıklarda genetik değerlendirme yalnızca hastanın tanısına katkı sağlamakla kalmaz; çocukların, kardeşlerin ve diğer aile bireylerinin riskinin belirlenmesine de yardımcı olabilir.
Ancak her kalp hastasına genetik test yapılması gerekmez. Testin doğru kişiye, doğru klinik şüpheyle uygulanması ve sonucunun uzmanlar tarafından yorumlanması önemlidir.
Genetik Test ile Aile Taraması Aynı Şey midir?
Hayır. Bu iki kavram birbirinden farklıdır.
Genetik test, kişinin DNA'sında hastalıkla ilişkili değişikliklerin araştırılmasıdır. Genellikle kan veya tükürük örneğiyle yapılır.
Aile taraması ise hastanın yakınlarının kalp hastalığı açısından değerlendirilmesidir. Bu değerlendirme EKG, ekokardiyografi, Holter, kalp MR'ı veya başka incelemeleri içerebilir.
Bir ailede genetik neden saptanamamış olsa bile yakın akrabaların kardiyolojik taranması gerekebilir.
Öte yandan ailede hastalığa neden olan belirli bir genetik değişiklik bulunmuşsa, yakınlarda yalnızca bu değişikliğe yönelik hedefli test yapılabilir.
Kimlere Kardiyovasküler Genetik Değerlendirme Yapılmalıdır?
Aşağıdaki durumlarda genetik danışmanlık ve uygun testlerin gerekliliği özellikle değerlendirilmelidir:
- Hipertrofik kardiyomiyopati tanısı bulunanlar
- Ailesel veya açıklanamayan dilate kardiyomiyopatisi olanlar
- Aritmojenik kardiyomiyopati şüphesi bulunanlar
- Ailede genç yaşta ani veya açıklanamayan ölüm öyküsü olanlar
- Kalıtsal ritim hastalığı düşündüren EKG veya klinik bulguları bulunanlar
- Genç yaşta aort anevrizması veya aort diseksiyonu gelişenler
- Ailesel hiperkolesterolemi düşündüren belirgin LDL kolesterol yüksekliği olanlar
- Birden fazla aile bireyinde benzer kalp hastalığı bulunanlar
Bu durumların tamamında aynı genetik panel kullanılmaz. Önce hastalığın klinik özellikleri belirlenmelidir.
1. Hipertrofik Kardiyomiyopati: Genetik Test Kimlere Yapılmalı?
Hipertrofik kardiyomiyopati, kalp kasında başka bir nedenle yeterince açıklanamayan kalınlaşmayla karakterize bir hastalıktır.
Bazı hastalarda hastalık, kalp kasının kasılma proteinlerini kodlayan genlerdeki değişikliklerle ilişkilidir.
Örneğin MYH7 ve MYBPC3 genleri bu hastalıkta sık araştırılan genler arasındadır.
Kimlerde genetik değerlendirme önerilir?
Hipertrofik kardiyomiyopati tanısı alan hastalarda, özellikle tanıyı desteklemek ve aile bireylerinde hedefli taramaya olanak sağlamak amacıyla genetik test değerlendirilmelidir.
Aile bireyleri taranmalı mı?
Evet. Birinci derece akrabalar, yani anne, baba, kardeşler ve çocuklar, uygun kardiyolojik değerlendirmeden geçirilmelidir.
Ailede hastalığa neden olan veya hastalıkla güçlü biçimde ilişkili bir genetik değişiklik saptanırsa, akrabalarda hedefli genetik test yapılabilir.
Genetik test negatifse hastalık dışlanır mı?
Hayır.
Hipertrofik kardiyomiyopati bulunan hastaların tamamında mevcut testlerle genetik neden gösterilemez.
Bu nedenle negatif genetik test, klinik tanıyı ortadan kaldırmaz.
2. Dilate Kardiyomiyopati: Hangi Hastalarda Genetik Neden Araştırılmalı?
Dilate kardiyomiyopati, kalp boşluklarında genişleme ve kalbin kasılma fonksiyonlarında azalma ile karakterize olabilir.
Koroner arter hastalığı, kapak hastalığı ve diğer nedenler değerlendirilirken kalıtsal kardiyomiyopati olasılığı da göz önünde bulundurulmalıdır.
Özellikle:
- Ailede dilate kardiyomiyopati bulunması
- Genç yaşta açıklanamayan sol ventrikül fonksiyon bozukluğu
- Ailede ani ölüm
- Kardiyomiyopatiyle birlikte ileti bozukluğu
- Ventriküler aritmiler
- Belirli kalp MR'ı bulguları
genetik değerlendirmeyi önemli hale getirir.
LMNA, FLNC, DSP, RBM20 ve TTN gibi genler, uygun klinik tabloda araştırılabilen genler arasındadır.
Genetik Sonuç Tedaviyi Değiştirir mi?
Bazı durumlarda evet.
Örneğin belirli LMNA, FLNC veya diğer aritmiyle ilişkili gen değişiklikleri bulunan hastalarda, ani kardiyak ölüm riski yalnızca ejeksiyon fraksiyonuna bakılarak değerlendirilmeyebilir.
Bu hastalarda ritim takibi ve ICD gerekliliği farklı risk ölçütleriyle ele alınabilir.
Ancak tek başına bir genetik değişiklik saptanması otomatik olarak ICD takılması gerektiği anlamına gelmez.
3. Aritmojenik Kardiyomiyopati
Aritmojenik kardiyomiyopati, kalp kasını etkileyen ve ventriküler ritim bozukluklarıyla ilişkili olabilen bir hastalık grubudur.
Sağ ventrikül, sol ventrikül veya her iki ventrikül etkilenebilir.
Bazı hastalarda desmozomal proteinleri kodlayan genlerde değişiklikler bulunur.
Özellikle:
- Açıklanamayan ventriküler taşikardi
- Genç yaşta ani ölüm öyküsü
- Ailede aritmojenik kardiyomiyopati
- Kalp MR'ında karakteristik bulgular
- Uygun EKG değişiklikleri
varlığında genetik değerlendirme önemli olabilir.
Bu hastalarda egzersiz düzeyi, ritim takibi ve aile taraması ayrıca planlanmalıdır.
4. Ailede Ani Kalp Ölümü: Kimler Araştırılmalı?
Genç yaşta meydana gelen ani ve açıklanamayan ölüm, bazı ailelerde kalıtsal kardiyomiyopati veya ritim hastalığının ilk belirtisi olabilir.
Özellikle 50 yaşından önce gelişen, nedeni açıklanamayan ani ölümlerde kalıtsal hastalık olasılığı değerlendirilmelidir.
Ancak ölüm yaşı tek başına belirleyici değildir.
Hangi durumlar şüphe uyandırır?
- Uykuda açıklanamayan ani ölüm
- Egzersiz sırasında ani ölüm
- Yüzme sırasında açıklanamayan boğulma
- Ailede birden fazla ani ölüm
- Genç yaşta açıklanamayan kalp durması
- Nedeni belirlenemeyen bazı trafik kazaları veya bilinç kaybı olayları
Bu durumlarda ölüm nedenine ilişkin tıbbi kayıtlar ve mümkünse otopsi bulguları önemlidir.
Uygun olgularda ölüm sonrası saklanmış örneklerden genetik inceleme, yani moleküler otopsi, değerlendirilebilir.
Aile Bireylerinde Hangi Testler Yapılır?
Klinik şüpheye göre:
- EKG
- Ekokardiyografi
- Holter
- Efor testi
- Kalp MR'ı
- Seçilmiş provokasyon testleri
- Genetik test
uygulanabilir.
5. Uzun QT Sendromu ve Diğer Kalıtsal Ritim Hastalıkları
Bazı kalıtsal hastalıklar kalbin elektriksel sistemini etkiler.
Bunlar arasında:
- Uzun QT sendromu
- Brugada sendromu
- Katekolaminerjik polimorfik ventriküler taşikardi (CPVT)
- Kısa QT sendromu
- Bazı kalıtsal ileti sistemi hastalıkları
bulunur.
Kimlerde Genetik Test Düşünülür?
- Klinik olarak güçlü biçimde uzun QT sendromu düşünülen hastalarda
- Açıklanamayan efor veya duygusal stres ilişkili senkopta
- Egzersizle tetiklenen polimorfik ventriküler aritmilerde
- Belirli Brugada sendromu olgularında
- Ailede tanımlanmış patojenik genetik değişiklik varsa
- Ani kalp ölümüyle ilişkili güçlü aile öyküsünde
genetik değerlendirme yapılabilir.
Ancak yalnızca sınırda QTc uzaması bulunması veya tek bir EKG'de şüpheli değişiklik görülmesi, geniş genetik panel yapılmasını otomatik olarak gerektirmez.
Önce ilaçlar, elektrolit bozuklukları ve diğer edinsel nedenler araştırılmalıdır.
6. Aort Anevrizması ve Aort Diseksiyonunda Genetik Tarama
Özellikle torasik aort anevrizması ve aort diseksiyonunun bazı biçimleri kalıtsal olabilir.
Marfan sendromu, Loeys-Dietz sendromu ve vasküler Ehlers-Danlos sendromu bu gruptaki hastalıklara örnektir.
Ayrıca sendromik bulgular olmadan da kalıtsal torasik aort hastalığı gelişebilir.
Kimlerde Genetik Test Değerlendirilmelidir?
- Genç yaşta torasik aort anevrizması veya diseksiyonu
- Ailede torasik aort anevrizması veya diseksiyonu
- Marfan veya Loeys-Dietz sendromunu düşündüren bulgular
- Ailede açıklanamayan ani ölüm
- Birden fazla akrabada aort hastalığı
Bu durumlarda FBN1, TGFBR1, TGFBR2, ACTA2 ve diğer ilgili genler uygun klinik değerlendirme sonrasında araştırılabilir.
Her Aort Genişlemesinde Genetik Test Gerekir mi?
Hayır.
Örneğin ileri yaşta, hipertansiyonu bulunan ve hafif aort genişlemesi saptanan her hastada genetik test gerekli değildir.
Ancak aile öyküsü, aortun genişleme hızı, hastanın yaşı ve eşlik eden bulgular karar açısından önemlidir.
Genetik Sonuç Neden Önemlidir?
Bazı kalıtsal aort hastalıklarında diseksiyon riski daha küçük aort çaplarında ortaya çıkabilir.
Bu nedenle görüntüleme sıklığı, aile taraması ve cerrahi müdahale eşikleri genetik tanıya göre değişebilir.
7. Ailesel Hiperkolesterolemi: Kimlere Genetik Test Yapılmalı?
Ailesel hiperkolesterolemi, doğumdan itibaren LDL kolesterol yüksekliğiyle seyreden kalıtsal bir hastalıktır.
Özellikle:
- Erişkinde tedavisiz LDL kolesterolün 190 mg/dL veya üzerinde olması
- Çocukta belirgin LDL yüksekliği
- Ailede erken yaşta kalp krizi
- Birden fazla aile bireyinde yüksek LDL
- Tendon ksantomları
ailesel hiperkolesterolemi şüphesini artırır.
LDL kolesterolün 190 mg/dL üzerinde olması tek başına genetik tanı koydurmaz; ancak ayrıntılı değerlendirme gerektirir.
LDLR, APOB ve PCSK9 gibi genler araştırılabilir.
Aile Taraması Neden Önemlidir?
Ailesel hiperkolesterolemi erken saptandığında LDL kolesterol düşürücü tedaviye zamanında başlanabilir.
Bu nedenle tanı alan hastaların birinci derece yakınlarında kaskad tarama yapılması önemlidir.
Kaskad tarama, ailede hastalık saptanan kişiden başlayarak yakın akrabaların sistematik biçimde değerlendirilmesidir.
8. Doğumsal Kalp Hastalıklarında Genetik Test Gerekir mi?
Bazı doğumsal kalp hastalıkları genetik sendromlarla ilişkilidir.
Özellikle:
- Birden fazla doğumsal anomalinin bulunması
- Gelişimsel farklılıkların eşlik etmesi
- Ailede tekrarlayan doğumsal kalp hastalığı
- Kompleks kalp anomalileri
- Belirli sendromik bulgular
varlığında genetik değerlendirme düşünülebilir.
Ancak izole atriyal septal defekt, ventriküler septal defekt veya biküspit aort kapağı bulunan her hastada rutin geniş genetik panel gerekli değildir.
Biküspit aort kapağı olan hastaların birinci derece akrabalarında ekokardiyografik tarama ise uygun olabilir.
9. Lipoprotein(a) Genetik Bir Risk Faktörü müdür?
Evet.
Lipoprotein(a), yani Lp(a), düzeyi büyük ölçüde genetik olarak belirlenir.
Yüksek Lp(a) düzeyleri aterosklerotik kalp-damar hastalığı ve kalsifik aort kapak darlığı riskini artırabilir.
Ancak Lp(a) değerlendirmesi için genellikle DNA testi yapılması gerekmez.
Kanda Lp(a) düzeyinin ölçülmesi, klinik risk değerlendirmesinde kullanılan temel yöntemdir.
Erişkinlik döneminde en az bir kez Lp(a) ölçümü önerilir.
Yüksek Lp(a) saptanan kişilerin birinci derece akrabalarında da ölçüm değerlendirilebilir.
Genetik Test Önce Hastaya mı, Sağlıklı Aile Bireyine mi Yapılmalı?
Mümkünse ilk genetik test, ailede hastalığın en belirgin olduğu kişide yapılmalıdır.
Buna indeks olgu denir.
Örneğin hipertrofik kardiyomiyopati tanısı bulunan bir kişinin genetik testinde hastalıkla ilişkili patojenik değişiklik saptanırsa, çocuklarında ve kardeşlerinde bu değişiklik hedefli olarak araştırılabilir.
Böylece sağlıklı aile bireylerinde gereksiz geniş genetik panellerden kaçınılabilir.
Genetik Test Sonuçları Nasıl Yorumlanır?
Genetik test sonucunda farklı sınıflarda değişiklikler saptanabilir.
Patojenik veya Muhtemelen Patojenik Varyant
Hastalıkla ilişkisi yeterli kanıtlarla desteklenen genetik değişikliklerdir.
Klinik bağlama göre tanıyı, tedaviyi ve aile taramasını etkileyebilir.
Klinik Önemi Belirsiz Varyant (VUS)
Hastalıkla ilişkisi henüz kesin olarak gösterilemeyen genetik değişikliktir.
VUS saptanması, kişinin genetik kalp hastalığı taşıdığının kanıtı değildir.
Tek başına VUS sonucuna dayanarak ICD, ameliyat veya sağlıklı akrabalarda öngörücü genetik test kararı verilmemelidir.
Negatif Sonuç
Araştırılan genlerde hastalıkla ilişkili bir değişiklik saptanmamasıdır.
Negatif sonuç, klinik olarak tanımlanmış kalıtsal kalp hastalığını her zaman dışlamaz.
Genetik Test Negatifse Çocuklarımın Taranması Gerekmez mi?
Her zaman böyle değildir.
Örneğin klinik olarak hipertrofik kardiyomiyopati tanısı bulunan bir hastada genetik test negatif olsa bile çocuklarının belirli aralıklarla EKG ve ekokardiyografiyle izlenmesi gerekebilir.
Aile taramasının gerekliliği, genetik test sonucuyla birlikte hastalığın klinik özelliklerine göre belirlenir.
Çocuklarda Genetik Kalp Hastalığı Taraması Ne Zaman Başlamalı?
Taramanın başlangıç yaşı hastalığa göre değişir.
Bazı kalıtsal ritim hastalıklarında değerlendirme çocukluk döneminde erken başlamalıdır.
Hipertrofik kardiyomiyopati gibi hastalıklarda da ailedeki hastalığın özellikleri ve çocuğun sportif faaliyetleri dikkate alınarak çocukluk döneminde tarama yapılabilir.
Bu nedenle bütün kalıtsal kalp hastalıkları için geçerli tek bir tarama yaşı yoktur.
Genetik Test Herkese Yapılmalı mı?
Hayır.
Genel toplumda belirti, aile öyküsü veya klinik şüphe olmaksızın geniş kardiyovasküler gen panellerinin rutin kullanımı önerilmez.
Bu yaklaşım:
- Klinik önemi belirsiz sonuçlara
- Gereksiz kaygıya
- Yanlış yorumlara
- Gereksiz incelemelere
neden olabilir.
Genetik test, uygun hastada ve mümkünse genetik danışmanlık eşliğinde yapılmalıdır.
Genetik Test Sonucu Tedaviyi Değiştirebilir mi?
Evet, bazı hastalıklarda değiştirebilir.
Örneğin:
- Kalıtsal kardiyomiyopatilerde ritim riski ve ICD değerlendirmesi
- Kalıtsal aort hastalıklarında cerrahi eşikleri
- Uzun QT sendromunda ilaç seçimi ve yaşam tarzı önerileri
- CPVT'de egzersiz ve aritmi tedavisi
- Ailesel hiperkolesterolemide erken ve yoğun LDL düşürücü tedavi
- Aile bireylerinin hedefli taranması
genetik değerlendirmeden etkilenebilir.
Ancak genetik sonuç hiçbir zaman hastanın klinik bulgularından bağımsız yorumlanmamalıdır.
Hangi Durumlarda Kardiyolojiye Başvurulmalı?
Özellikle:
- Ailede genç yaşta ani ölüm
- Açıklanamayan bayılma
- Egzersiz sırasında bayılma veya çarpıntı
- Ailede kardiyomiyopati
- Genç yaşta aort anevrizması veya diseksiyonu
- Belirgin LDL kolesterol yüksekliği
- Birden fazla aile bireyinde aynı kalp hastalığı
- Ailede tanımlanmış patojenik genetik değişiklik
bulunuyorsa kardiyolojik değerlendirme önerilir.
Egzersiz sırasında bayılma, ciddi çarpıntıyla birlikte bayılma veya ani gelişen göğüs ağrısı gibi belirtiler acil değerlendirme gerektirebilir.
Sık Sorulan Sorular
Babam kalp krizi geçirdi. Ben de genetik test yaptırmalı mıyım?
Tek başına ailede kalp krizi bulunması geniş genetik test yapılmasını gerektirmez. Ancak özellikle erken yaşta kalp krizi öyküsü varsa kolesterol, Lp(a), kan basıncı ve diğer risk faktörleri değerlendirilmelidir. Ailesel hiperkolesterolemi şüphesinde genetik test düşünülebilir.
Annemde hipertrofik kardiyomiyopati var. Benim de taranmam gerekir mi?
Evet. Birinci derece akrabalarda klinik tarama ve ailede patojenik varyant saptanmışsa hedefli genetik test değerlendirilmelidir.
Ailemde ani ölüm var ama benim EKG'm normal. Riskim yok mu?
Normal EKG tek başına bütün kalıtsal kalp hastalıklarını dışlamaz. Aile öyküsüne göre ekokardiyografi, Holter, efor testi veya başka incelemeler gerekebilir.
Genetik test negatif çıkarsa kalp hastalığı olmayacağım kesin midir?
Hayır. Negatif sonuç bütün genetik nedenleri ve ileride gelişebilecek kalp hastalıklarını dışlamaz.
Çocuğuma genetik test yaptırmalı mıyım?
Bu karar ailedeki hastalığın türüne, saptanan genetik değişikliğe ve çocuğun yaşına göre verilmelidir.
Genetik test için kan vermek yeterli mi?
Genellikle kan veya tükürük örneği yeterlidir. Ancak testten önce hangi genlerin araştırılacağına ve sonuçların nasıl yorumlanacağına karar verilmesi daha önemlidir.
Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kardiyovasküler genetik test ve aile taraması kararları; hastanın klinik tanısı, aile öyküsü, görüntüleme ve ritim incelemeleri ile genetik danışmanlık sonuçları birlikte değerlendirilerek verilmelidir.
